| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

beşiktaş

Yazılar arşiv 01.2009 Other entries in 2009-01 resimler , videolar

BİR ÇIKAR YOLUM YOK FAKAT HASRETİN BİLE AYRI GÜZEL

BİR ÇIKAR YOLUM YOK FAKAT HASRETİN BİLE AYRI GÜZEL 
Bilekleri kesilmiş bir sevdadır bu, sana her daim oluk oluk akan bir çağlayanın gür sesi. Sesinde kan sesinde isyan. Anlasana bir kere dönüp bakıp ta sesinde, avazında, kanında, yaşında akış yönü sensin ulan.

Nasıl bir bağımlılıksın ki yoksunluğunu doldurmaya ne gözyaşları yetiyor ne de evin yumruklanan duvarları. Tek başına dört duvar arasında tek dayanağı kalmış duvarda dalıp uzaklara gidecek nokta ararken göze çarpan tek noktasın. Kördüğümlerle ilmik atılmış düşüncelerin en sağlam halkasında olmak nasıl bir duygu? Mutlu musun? Ordan oraya uçuşan kâğıtların arasında ki pencereden bırakılmış kâğıttan bir uçağın çöp tenekesine girme umudusun. Aylar olmuş gelememişim sana, hasretine ne yüreğim dayanıyor ne gözyaşlarım. Her defasında nasıl burkuluyor yüreğim bir bilsen, on binler tribünde seni görüp inlerken, ben skoru bile üste kaydırmış şu kıytırık televizyonda seni görmenin heyecanını tüm vücudu kaplayan bir titremeyle hissettiğim an anladım İstanbul haricindekilerin Beşiktaş sevgisini.

Dünyanın en güzel semtinin bağrında eş dostla muhabbet edip, bel ağrısı yapsada akaretler yokuşunu tırmanıp sevdiklerimize şakalarla karışıp çocuk gibi sevinmeyeli çok oldu. Zuladaki birayı ikram etmeyeli, konsomatris gibi “ulan ne suratsız adam” imajını yıkmak adına, benimde gülebildiğimi göstermek adına her tanıdığa uğrayıp selam vermeyi, uzatılan biraya “sağolasın ben buradan devam edeyim” demeyi ne çok özledim bilemezsin. Ne yapalım artık maça yakın vakitlerde aşağı bakkala yürüyüp geliyorum, oda Beşiktaşlı. Bir başkana bir derneklere bolca Ali tandoğana sövdükten sonra (ki taşınalı 3 sene oldu 3 senedir söver kendisi) ağaçlık olması bakımından aynı havayı vermese yol kenarından yürüyüp başım önde eve girmelere abone oldum artık. Çıkarıp kombine okutmaların yerini kumandadan 77 ye basmalar aldı, loca altına geçmenin yerini usulca gelip kanepeye oturmalar. Maymun kılığına bürünüyorum her 5 dakikaya bir uğur denemeleri yaparken bir kanepeye bir sehpaya bir yere oturuyorum. Çok rahatım gerinerek, oturarak maç izliyorum fakat kaçan golde sıkacağım bir kol yok özlüyorum. Keyif olsun diye bir bardak viski koyuyorum puro filan yakıyorum anca 2 dakika mutlu oluyorum, insan selini delip su sırasında yanan boğazı suyla buluşturmayı, koridoru kaplayan cigaralığın kokusunu ne diyeyim özlüyorum. Gol oluyor öyle bakıp kalıyorum, inanabiliyor musun? Sen amacına ulaşmışsın ve ben 2 alkış yapıp bir sırıtıp öyle bakakalıyorum, içim burkuluyor sarılacak bir omuz, kaldırıp yere bırakacağım bir Selim, sımsıkı çak yapacağım bir Murat abi ve hasretle beni kucaklayan bir Hakan abi bulamıyorum, çok üzülüyorum. Bursa’dan Erkanın gelip selam verip almasını deli gibi sarılmasını takılmaların özlemi kurarken kapıcı gelip çöpleri alıp gidiyor artık, sümüklü peçetelere gözyaşıyla işlenmiş nakışları bile görmeden “iyi akşamlar ağabey varmı bir isteğin” deyip tüm samimisizliğiyle alıp gidiyor. Adamada kızamıyorum, nerden bilsin çöpün içinde ne var ? Ama adam bekliyor “ne var bunun içinde bu kadar ağır” diye sorsun diye, ne olsun ulan bildiğin peçete de salya sümük üstünde de gülle gibi bir hasret var yetmezmi diyerekten azarlayıp cevabı yapıştırmayı adamın mal gibi suratıma bakmasını bekliyor ve istiyorum ama son zamanlarda kapıcıyı da görmez olduk. Ligin düşme hattına oynayan çokoprensi ve ittire kaktıra ofsaytların ellerin mubah sayıldığı maçlarla ayakta tutulanların Avrupa maçları var diye ikindi namazına müteakip maç oynar olduk. Hasret kaldık kapıcının devre arasında çöp almalarına. Ezan sesi karışıyor allak pullak olmuş yalnızlığıma, sağa sola aptalca bakınmak yerine dua ediyorum ne yapayım, Allahım şu Beşiktaş’ım bu sene şampiyon olsun ne olur diye bitirirken duayı bağırarak, bir âmin diyenim yok dönüp geriye bakıyorum ne günah işledim diye? Aslında en büyük sevapları kazanmak üzere seçilmiş bir mesleğin ilk yalnızlıklarını yaşıyorum adeta. Kısıtlamaların, sorumlulukların ve hayatın boğazıma sarılmasını umursamayaraktan pencerelere bayrak asarak Beşiktaş’lı olmaya çalışıyorum şu sıralar. Çok değil geçenlerde bozdur yeminleri ulan dedim bozdur ne olacaksa olsun. Hasret saç tellerinden fışkırıyor tek tük aklar düşmüş, dizlerde kireçleme başlamış gibi tutuk, koca gövdeyi zıplatmaya hasret. Onu bunu ararken heycan dört bir yanımı sarmışken, Laleli arka sokaklarında ve sahil yolunun bazı kesimlerinde trafiğe takıldı tüm heyecanım, umutlarım, planlarım. Kala kaldım öylece arabanın içinde. Hakem düdüğü çaldığında radyoda araba kendi kendine girmiş bile tophanede otoparka. Ulan diyebildim sadece. Boğazıma öyle düğümlenmiş ki namussuz 2 kilometre ötemde hasretimin başrol oyuncusu sahne almış sen iki gözle canlı canlı göremiyorsun. Çok koydu bu bir anda yediremedim kendime oturdum ağlamanın safına başladım ağlamaya. Çaresiz kala kaldım öyle. Oysa çok yaklaşmıştım tüm hayallere. Maç sonu beş dakika anca durabildim semtte ağlamamak için daha fazla, dostlar kurulmuş muhabbete ben nişanım var dedim kaçtım. Adam akıllı takılmalara maruz kalmadan bile. Koydu çok fena koydu hemde. Yakıştıramadığım şu hocanın gelmesinden bile fazla hatta.

Hasret kalmak böyle bir şeymiş anlamış oldum. O anadolunun dört bir yanından forma bayrak ne varsa giyip gelmenin heyecanını, stat önünde yenen tükürük köftenin kebap lezzetinde olmasını ve her maça isteyip gelememenin acısını ufakta olsa anlamış oldum. Parmaklıklar ardında tarihi geçmiş gazetelerden maç skoru öğrenen Beşiktaşlılara da Allah peygamber sabrı versin, çok zordur eminim. Velahasıl kelam bu hasretlik başa değil gönüle çok bela. Bu kendim yüzümden hasret kalışlarımın ilkiydi sonu olur inşallah. Allah sevgili hasreti çekmeyi göstermesin kimselere. Ama ne yapalım bir yandan Bergen söylesin ben burdan eşlik ederim "Bir çıkar yolum yok" Hafiften bazı konularda da büyük ustanın sözlerini hatırlamadık değil hani “Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta” 

Çok bekledik be! Çok sevdikte abi çok bekledik!  Yeni nesillere sabır taşı biraz ince koyulmuş gibi. Ağabeylerimiz gibi 14 15 seneleri göremesekte, evelallah 8 senenin hasretini, sabrını çektik. Ama yeni nesil dayanmıyor sayın abim! Ve hızla bu sabırsızlık eski nesillerede nüfuz etmekte. Kusura bakmasın kimselerde ana avrat düzlemediğiniz kaldı, kendi halimde umut yazıları yazarken, sadece ufaktan yeşersin istedim, kalplerde her sene hüsrana uğrayıp kırılan dallar. Endüstriyel futbola götümüzdeki don dahil her şey alet olurken, umutlarımız baş kaldırmış çok mu? Bu takıma hasret olan milyonlar varken o kutsal mabede girme şansını bulmuş tüm Beşiktaşlılara tek sözüm; ki Alen abimde her maç söyler bunu “ Takıma takıma” .
Sizin kadar şanslı olmayanlar için şansınızı değerlendirip takıma bağırın, biz bakkalla sövülecek olana sövüyoruz zaten. İsteyen yine boş umut verme diyebilir, kendi boşluğundandır, doğaldır, Beşiktaşlının umudu olmasa yaşayamaz, ben yine ufaktan bir umut tazelemesi yapıp hatırlatayım “BU TAKIM BU SENE ALAYININ YANAĞINDAN MAKAS ALA ALA ŞAM-Pİ-YON”
….
…..
Bizim canımız
laylaylaylaaaaaaaaaaaaaaaay lalalalaylaaaaay

Şu laylayda kudurmayı çok özledim ulan bilemezsin.
Times New Roman fontu 12 puntoyla yazılmış bu yazıda bana eşlik eden göz yaşlarımı  sevgiyle selamlar, mutluluktan akacağı günleri demir halatlarla çektiğimi bildirmek isterim.
Hasret çeken yürekleriniz Beşiktaş krizine girsin, kalp krizi görmesin.

ÖLDÜ

ÖLDÜ 

Bir tufan, bir kasırga, bir suç ve ceza

Esası fırtına

Sessizlik

Ya da sessiz fırtına

Hakikisini taraftar yapmıştır.

Susmuştur.

Beşiktaşlılık adına Beşiktaş için.

Duruş budur.

Gerisi çaya çorbaya...

Gayrısız herkes suçludur.


Ben de, O da, öbürü de...

Lakin,

Del Bosque gitsin diye kamuoyu oluşturanlar, hergün yönetime ve başkana baskı yapanlar, Cordoba’nın yediği hatalı bir Konya golünden sonra göbek atanlar, Ertuğrul gittikten sonra da,

Ertuğrul’u koruyanlar, O’nu bunu suclayanlar değil midir?

Del Bosque yaşarken kördü!

Öldü!

Badem gözlü oldu.

Rıza?

Yaşarken 3 gömlek boldu.

Öldü!

Beşiktaş’ın 12 yaşından beri emekçisi oldu.

Tigana?

Kıçımızı yırttık gitmesin diye.

Komisyon mu alıyorsunuz dediler.

Öldü!

Bir adama sahip çıkamadınız oldu.

Ve Ertuğrul...

Konuşulmadığı hiçbir noktası kalmadı.

Her şeyini eleştirdiler.

Didik didik ettiler.

Öldü!

Adam gibi gitti dediler

Bu kısır döngüye, bu kan değirmenlerine bir dur diyen olmadıkça bu devran böyle devam eder.

Açın bakın.

Geçen sene ben televizyonda ne demişim.

İyi de demişim.

Hala da diyorum.

Ve siz

Yalnızca kendi penceresinden Beşiktaş’a bakanlar

Engizisyon mahkemesine kurulmuşsunuz

Er geliyor meydane!

Asılması için bin takla atıyorsunuz.

Asıyorlar

Bak bunu da astılar diyorsunuz.

Bu iki yüzlük, bu riya

Bu kokuşmuşluk

Çürümüşlük

Bu üçlü beşli oynamalar

Yeter!

Düşün artık Beşiktaş’ın yakasından

Ve siz şanlı Beşiktaş Taraftarı

Her yazana

Yazılana

Doldurana boşaltana

İnanmayın Allah aşkına

Her kafasına esene Ümraniye

Hadi gidelim diyene hava alanı olmaz

Lütfen

Ve siz Sayın Başkan

Haddim değil ama

Futbolcu alıyorsun olmuyor

Hoca alıyorsun olmuyor

Yönetici ? !

Demiyor muyuz yırtınırcasına malesef;

Yazık ki futbol sahada oynanmıyor!

ALEN MARKARYAN ABİMİZ

ÜZERİMDEN EKSİLMESİN BAYRAĞIMIN GÖLGESİ

 ÜZERİMDEN EKSİLMESİN BAYRAĞIMIN GÖLGESİ

Çok kısa bir süre önce başladı kampanyamız amacımız kapalıda eskisi gibi damalı bayrağımızın dalgalanmasıydı fakat  el birliği ile bir çığ gibi büyüdü. Bayrak sayısı 10 iken 20,20 iken 40 oldu.


Bağışlar yapıldı bir çok arkadaşımız kendi bütçelerini zorlayarak yardımda bulundular.  Bizde bu kampanyanın hakkını vermek için kolları sıvadık. Organizasyon komitesindeki arkadaşlarımız önce piyasa araştırması yaptılar, en uzuca en kaliteli işi çıkarmak için sonra firmalarla görüştüler ve en sonunda da siparişler verildi. Zaten gün gün ana forumda yapılan çalışmaların özeti dökülüyor.

Haftasonuna birşey kalmadı heyecanlıyız bayraklarımızı sabırsızlıkla bekliyoruz. Çatıya asılması için birde pankart yaptıralım fikri es geçilmedi. Bayraklarla ilgili anlamlı bir söz olmalıydı bütünlüğü sağlayacak, bu da efsane tezahuratımızdaki  "Üzerimden Eksilmesin Bayrağımın Gölgesi"  oldu. 3 metre eninde 95 metre uzunluğunda.

Kolay olmayacak bu branda pankartı çatıya asmak, bayraklarla ilgilenmek. Haftasonu çok işimiz var arkadaşlar, hava durumu şiddetli rüzgarı gösteriyor, sıcaklıklar düşüyor yağış geliyor. Olsun önemli değil biliyoruz ki arkamızda sizler gibi dostlar, içimizde de Beşiktaş aşkı var.

Bitmedi bitermi okadar çabuk birde supriz var. Konfeti şov ile sahaya çıkacak Kartallarımız yeni alınan davullar ile coşacak tribünlerimiz.

Haydi Kartallar pazar günü yuvamızda görüşmek üzere Allah bizleri utandırmasın.

FOTOLAR

1024x768besiktas6[1] nobre[1]  burası beşiktaş alayına gider

edirneden kars a jüpiterden mars a ne kadar fenerli varsa